AYKUT



Benim yurtdışında yaşadığım yıllar içinde Fenerbahçe'ye Sakaryaspor'dan geldi Aykut. Fenerbahçe'deki ilk sezonunda taraftarların sevgisini ve rakip takım taraftarlarının da saygısını kazandı. Hiç unutmuyorum, Amerika'da yaşayan ve hasta Galatasaraylı arkadaşım Ercüment, Eco abimiz, telefonda Türkiye liginin durumunu konuşurken bana ''Çok felaket bir herif bu Aykut'' demişti. Aykut'u ilk kez 89 yılındaki 2-1'li Beşiktaş maçında seyretmiş ve pek de anlamamıştım sonradan göreceğim özelliklerini. Bir sonraki İstanbul ziyaretimde Aykut'u bir daha seyretme imkanı buldum Trabzonspor'a karşı bir lig maçında. Maçı Fenerbahçe 4 golle kazanırken Aykut biri havada sol vole, diğeri de iki kişi arasından zorlayarak ceza sahası içine girip, yerden olmak üzere iki gol atmıştı. Baktım ve inanamadım bu gösterişsiz oyuncunun küçük bir gol makinası olmasına. Sakın yanlış anlamayın, ''gol makinası'' deyimini attığı gol sayısı olarak kullanmıyorum, gerçi sekiz yılda üç kez gol krallığıyla, gol sayısı olarak da etkileyici bir geçmişi var ama ben Aykut'un durup dururken gol pozisyonu yaratmasından söz ediyorum.

Oldukça iyi olduğuna inandığım dünya futbolu bilgimi zorluyorum Aykut'a benzeyen başka bir futbolcu bulabilmek için fakat bu özellikleri olan başka bir yıldız bulmuş değilim henüz. Gol yaratma yeteneği olan bir çok orta saha oyuncusu var tabii, fakat bir santrafor olarak bu özelliğe sahip başka birini tanımıyorum.

Ceza sahasının köşesinde top ayağında ve tek başına bir forvet oyuncusu ne yapabilir? Özellikle karşısında kademeli bir defans varsa. Ya Aykut ne yapar? İçeriye gösterip defans oyuncusunun üstüne üstüne gidip süratiyle sıyrılır, kademedeki oyuncuya bir içeri, bir dışarı çalım atar ve sıfırdan topu altıpasa keser, ya da tavana asar, ya da üstten auta atar ama Aykut başı önde topu öyle bir saklar ve öylesine güçlü bir fiziğe sahiptir ki ite kaka toptan koparamazsınız. Ya da arkası kaleye dönük, ceza sahası ön çizgisi üstünde sırtında iki defans oyuncusuyla topu deli gibi ister. Orta sahadan ara pası gelince öne bir adım fırlar, sağ ayağının dışıyla soldan inen oyuncuyla bir ver-kaç başlatır ya da öne fırlar, topa dokunmadan pas verecekmiş hareketi yapar ve ters taraftan ekseni etrafında dönerek topla defans oyuncusunun arkasında yeniden buluşur. Ya da, ya da gider topu kaleye arkası dönük alır, soluna dönecek gibi feyk atar, sağına dönüp topu uzak direğe şandeller. Aykut mutlaka yapacak bir şeyler bulur hem karşı defansı hem de tribünlerde seyredenleri şaşırtacak. Adım gibi eminim, hepinizin ''vay be!'' dediğiniz anlar olmuştur Aykut topla buluşup bir şeyler yaptığı durumlarda.

Bu sezon Fenerbahçe Aykut'un yanına Boliç ve Atkinson'u alarak başladı lige. Ligin birinci yarısında bu iki yeni golcü parladı ve Aykut uzun bir süre yedekte bekledi. Fakat hatırlayın, ne zaman Fenerbahçe karşı takımın defans kilidini açamadıysa, ikinci yarı ''çilingir'' Aykut girdi ve bir şekilde kapıyı açtı.

Boliç'i iki sezondur izliyorum, çok yetenekli bir oyuncu. Tembel stili ve dağınık top kontrolü var fakat çok ince bir futbol zekası olduğu kesin. Her iyi ayağıyla da topa çok iyi vuruyor ve en önemlisi şut pozisyonu yokken beklenmedik vuruşlarla gol atıyor. Sanıyorum sezon bitmeden Boliç hatıralardan silinmeyecek goller atacak Fenerbahçe için. Dalian Atkinson'u da tabii İngiltere'den çok iyi tanıyorum. Sheffield Wednesday'de parlayıp önce İspanyol Real Sociedad'a sonra da Aston Villa'ya gelmişti. Bundan üç yıl kadar önce İngiltere'nin en korkulu santraforları arasında gösteriliyordu. İngiltere liginde harika goller attı Atkinson. Daha sonra bir kaç uzun dönem sakatlık geçirdi ve Fenerbahçe'ye geldi. Türk futbol taraftarı Atkinson'u orta sahadan atılan paslarla beslenen ve aniden ivmelenerek çok teknik plase vuruşlarla golü bulan bir santrafor olarak tanıyor. Bu anlatılan Atkinson'un özelliklerinin sadece bir tanesi. Atkinson'u ceza sahası içinde toptan kolay kolay sökemezsiniz, düşüp kalkıp adamını geçer ve topa vurur, bu yönüyle biraz Aykut'a benzer. Ya da topu orta sahada alır, iki üç kişiyi süratle geçer ve 25 metreden bir füze gönderir kaleye. Mesela 1992/93 sezonunda İngiltere'de yılın golü seçilen, Wimbledon'a attığı gol hala jeneriklerde gösteriliyor bu ülkede. Sanıyorum gitmez de Fenerbahçe'de kalırsa Fenerli taraftar Atkinson'un bu yönleriyle de tanıyacak ama bütün bunlar Aykut'u nerede bırakıyor?

Hem takım içinde, hem de taraftarlar arasında bir Aykut konusu olduğunu biliyoruz. Parreira'nın Boliç-Atkinson forvetiyle takımı sahaya sürmesi ve Aykut'un yedek beklemesi doğru mu? Takım içindeki ''Sakarya gurubu'' bu durumdan rahatsız mı? Aykut'un yedek beklemesi 32 yaşına gelmiş Aykut için zararlı mı?

Bu tür tartışmalar bence bizi şampiyonluktan uzaklaştırır. Bir de teknik direktörümüz Parreira'nın yerine koyalım kendimizi. Elinde Aykut, Boliç, Atkinson gibi üç büyük golcü, üç büyük yetenek var. Oyun planımız 4-4-2'ye göre bunlardan sadece ikisini oynatabilir. Sakatlık yoksa ve üç oyuncu da formdaysa hafta içi antrenman performaslarına veya rakibin özelliklerine göre seçimini yapabilir. Bir diğer faktör de takım arka arkaya başarılı sonuçlar almışsa, başarılı olan onbiri korumaya çalışmaktır. Tüm teknik adamların bildiği değişmez kural bu. Parreira takımı kurarken, ''Aykut bu takıma yıllarca hizmet verdi, geçen sezonun da gol kralı'' gibi düşüncelerle hareket edemez. Ederse teknik direktör değil vefalı taraftar olur. Boliç Boşnak, Atkinson İngiliz, Aykut Türk, Parreira da Brezilyalı, yani Parreira için her üç futbolcu da ecnebi, her üç futbolcu da Fenerbahçe'nin malı. Adam doğru bildiğini oynatır, tek amacı Fenerbahçe'nin bu sezon bütün kupaları toplaması, hepimizin tek amacı bu. Bu sezon Fenerbahçe üç tane Avrupa çapında forvete sahip olmanın lüksünü yaşıyor. Aman tahriklere kapılmayalım, Türkiye'de hiç bir takımın elinde üç tane tek başına maç kazanacak kapasitede forvet yok. Boliç Samsun deplasmanını, Atkinson Galatasaray maçını, Aykut da iki üç maçı tek başlarına kazandılar. Durumumuz ne kadar iyi değil mi?

Yukarıdaki satırları 1996 yılı Ocak ayı içinde yazmıştım ve bu bölüme ''ekleme yapılacak'' diye not koymuştum. İşte şimdi Vanspor'la Van'da oynanacak şampiyonluk maçına iki gün kala yukarıda yazılanlar daha da anlamlı oldu. Geçtiğimiz dört ay süresince Aykut, önce Boliç'i sonra da Atkinson'u takımdan kesti ve çok kritik goller attı. Bunların en hafızalardan silinmeyecek olanı tabii ki Trabzon'da Trabzon'u yıkan 85. dakika plasesi oldu. Yine doğru zamanda, doğru yerdeydi Aykut. Ya Antalya deplasmanında attığı inanılmaz gol? Basın ve televizyonların ''eliyle aldı, yan hakem bayrak kaldırdı'' gibi spekülasyonlarıyla haksızlığa uğradı bu gol, topu alma sonrası sağ ayağının içiyle üst köşeye topu şandelleyişi ne yazık ki hiç konuşulmadı bu yüzden. Allahtan Erman Toroğlu (yine Erman) Aykut'un topu sol omuz çukuruyla önüne düşürdüğünü fizik kurallarıyla ispatladı da bir kısım insan sustu. Aykut'un Samsun maçında çalımlarla soldan sıfıra inip Tarık'ın göğsüne düşen defans bitirici ortası mükemmeldi. Galatasaray kupa finali ikinci maçında, her ne kadar uzatmada yediğimiz golle yıkıldıysak da, İlker'in ortasına vurduğu santimle ölçülen kafa şutunda top üst direğin içine vurup ağlara gittiği zaman ''Aykut sen inanılmazsın!'' diye bağırdığımı hatırlıyorum. Fakat bence 1995/96 sezonunda ''yılın golü'' Aykut'un Kocaeli'ye İstanbul'da attığı ilk goldü. Fenerbahçe'deki son sezonunda unutulmaz goller ve ''o'' golü attı Aykut. Aykut'un kulübümüzden olaylı ayrılışı ile ilgili fikirlerimiz ''1968'' bölümü içinde yer alıyor ama bu oyuncu hiç şüphesiz 90 senelik tarihimizde unutulmazlardan biri olarak kalacak. Bu bölümü tarihte beni en çok şaşırtan futbolculardan birine saygıyla adıyorum.

Sen çok felaket bir herifsin Aykut, muhteşem bir futbolcusun!

[ÇUBUKLU FORMA] [Indeks][FUTBOL TARAFTARLIĞI]


EDİTÖR NOTU: İlk baskısı Ağustos 1996 tarihinde 1907 Fenerbahçe Derneği'nin katkılarıyla yayınlanan ve Ekim 1996 tarihinde "bestseller" olan Sayın Faik Genç'in "YÜKSELEN ATEŞ - Bir Taraftarın Hayatı" adlı futbol ve Fenerbahçe üzerine yazılmış bu değerli eserine ait bazı bölümlerini kendisinin özel izniyle yayınlıyorum. Bu bölümlerin yayınlanması için gerekli izni veren Sayın Faik Genç'e çok teşekkür ederim.

Bu bölümlerin her türlü yayın hakkı Faik Genç'e aittir. Bölümlerin herhangi bir şekilde kopyalanması veya yayınlanması, yazarın önceden vereceği yazılı izne bağlıdır.



DİKKAT: Bu site içeriğindeki tüm materyaller, yazı, makale, araştırma, bildiri, görüntü, doküman, fotoğraf, resim, ses, işaret veya sair fikir ürünleri 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca korunmakta olup, Alper Duruk'un (www.turkfutbolu.net) yazılı izni olmadıkça kullanılamaz, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez, her ne suretle olursa olsun ticari amaçla çoğaltma ve yayma yapılamaz. Alper Duruk (www.turkfutbolu.net) tarafından içeriği üretilen söz konusu bu site içeriğinden izinsiz kopyalama yapmak, T.C. yasa ve hükümlerine tabidir.

Copyright © 1998-2006 Alper Duruk (www.turkfutbolu.net)

ALPER DURUK'UN SAYFASI | FUTBOL VERI BANKASI | TURK FUTBOLU ARSIVI